Bültenler

Akıllı Binalar Yangına Karşı Gerçekten Akıllı mı?

Cemalettin Budak
Alesta Yangın ve İş Güvenliği Kurucusu
A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı, Emekli İtfaiye Amiri

Bugün yeni yapılan hemen her nitelikli yapı, “akıllı bina” olarak tanıtılıyor.

Cep telefonuyla aydınlatmayı yönetebilen, ortam sıcaklığını kullanım alışkanlıklarına göre ayarlayan, enerji tüketimini raporlayan, otoparkta boş yer gösteren ve ziyaretçileri yüz tanıma sistemleriyle karşılayan binalar artık hayatımızın bir parçası.

Fakat mesleki tecrübem bana şu soruyu sorduruyor:

Bir binanın telefonla kontrol edilebilmesi, onu gerçekten akıllı yapmaya yeter mi?

Bana göre yetmez.

Bir bina, konfor şartlarını kusursuz biçimde yönetebilir. Enerjiden tasarruf sağlayabilir. İnsanların giriş çıkışlarını saniye saniye takip edebilir. Ancak yangın başladığında alarm sistemi, havalandırma, asansörler, duman kontrolü, acil anons, turnikeler ve geçiş kapıları aynı senaryo içinde çalışmıyorsa o binaya tam anlamıyla akıllı bina demek mümkün değildir.

Çünkü bir binanın zekasi, normal zamanda sunduğu konforla değil, kriz anında verdiği doğru kararlarla ölçülmelidir.

Akıllı bina kavramını yeniden düşünmeliyiz

Akıllı bina denildiğinde çoğu insanın aklına otomasyon sistemleri geliyor. Isıtma, soğutma, aydınlatma, güvenlik kameraları ve enerji yönetimi tek merkezden kontrol ediliyor.

Bunlar elbette önemlidir.

Ancak yangın güvenliği açısından asıl mesele, bu sistemlerin birbirleriyle konuşup konuşmadığıdır.

Yangın algılama sistemi bir alarm ürettiğinde binada yalnızca sirenlerin çalması yeterli değildir. Aynı anda birbiriyle bağlantılı çok sayıda işlemin gerçekleşmesi gerekir.

Yangının bulunduğu bölgeye göre havalandırma sistemi durdurulmalı veya yangın senaryosuna uygun moda geçmelidir. Dumanın kaçış yollarına ilerlemesini engellemek için merdiven basınçlandırma sistemleri çalışmalıdır. Duman tahliye fanları devreye girmelidir. Asansörler normal kullanımdan çıkarılarak belirlenmiş güvenli kata yönlendirilmelidir. Elektromanyetik tutucularla açık tutulan yangın kapıları kapanmalıdır. Turnikeler ve elektronik geçiş kapıları tahliyeyi engellemeyecek duruma gelmelidir. Acil anons sistemi, binadaki insanları doğru çıkışlara yönlendirmelidir.

Türkiye’de yürürlükte bulunan yangın güvenliği düzenlemeleri de yangın anında asansörlerin, basınçlandırma sistemlerinin, konfor havalandırmasının, duman egzozunun, yangın kapılarının, sesli tahliye sistemlerinin ve geçiş kontrol sistemlerinin izlenmesini ve kontrol edilmesini öngörüyor. Başka bir ifadeyle mevzuatımız, yangın güvenliğini tek başına çalışan bir alarm panelinden ibaret görmüyor.

Asıl problem, bu sistemlerin projede bulunmasına rağmen gerçek bir yangın sırasında birlikte ve doğru sırayla çalışıp çalışmayacağıdır.

Yangın alarmı bir başlangıç sinyalidir

Yangın alarm sistemi, binanın diğer güvenlik sistemlerinden bağımsız düşünülemez.

Bir dedektörün dumanı algılaması, olayın yalnızca ilk adımıdır. Bundan sonra binanın yangına karşı nasıl davranacağı, hazırlanan yangın senaryosuna bağlıdır.

Örneğin çok katlı bir iş merkezinde yangın çıktığını düşünelim.

Alarm sistemi yangının hangi katta başladığını tespit etti. Fakat bina otomasyonu havalandırma sistemini durdurmadı. Bu durumda havalandırma kanalları, dumanı yangının çıktığı bölümden binanın farklı noktalarına taşıyabilir.

Duman tahliye sistemi çalışmadıysa kaçış koridorları kısa süre içinde kullanılamaz hale gelebilir.

Merdiven basınçlandırma sistemi devreye girmediyse duman, insanların güvenli alan olarak gördüğü yangın merdivenine dolabilir.

Turnikeler serbest geçişe açılmadıysa binadan çıkmaya çalışan insanlar giriş katında yığılabilir.

Asansörler güvenli kata dönmediyse kullanıcılar asansörü kullanarak yangının bulunduğu kata veya dumanla dolmuş bir bölgeye ulaşabilir.

Bu örneklerin hiçbiri teorik birer ayrıntı değildir. Yangın güvenliği mühendisliği açısından her biri doğrudan insan hayatıyla ilgilidir.

Bu nedenle yangın alarmı yalnızca ses çıkaran bir sistem değil, binadaki güvenlik senaryosunu başlatan merkezi bir sinyal olarak değerlendirilmelidir.

Asansörler yangın anında ne yapacak?

Akıllı binalarda en kritik konulardan biri asansör yönetimidir.

Normal şartlarda binadaki insan hareketini hızlandıran asansörler, yangın sırasında kontrolsüz kullanıldığında ciddi bir tehlikeye dönüşebilir.

Yangın alarmından sonra asansörlerin önceden tanımlanmış güvenli kata dönmesi, normal kullanıma kapanması ve yalnızca uygun şartlar sağlanmışsa müdahale ekiplerinin kullanımına bırakılması gerekir.

Buradaki önemli mesele, yalnızca asansörün güvenli kata dönmesi değildir. Asansör kuyusunun duman hareketleri üzerindeki etkisi, kuyu basınçlandırması, enerji sürekliliği, kapıların davranışı ve yangın sırasında manuel kontrol imkanları da birlikte değerlendirilmelidir.

2017 yılında Londra’daki Grenfell Tower yangını sonrasında hazırlanan resmi incelemelerde, itfaiyecilerin acil durum asansörlerinin kontrolünü devralmakta sorun yaşadığı belirtildi. İnceleme raporu, yüksek binalarda itfaiyeci kullanımına ayrılmış asansörlerin düzenli olarak test edilmesini ve test sonuçlarının ilgili itfaiye birimleriyle paylaşılmasını tavsiye etti. 

Grenfell örneği bize önemli bir gerçeği gösteriyor:

Bir sistemin projede bulunması, o sistemin yangın sırasında görevini yerine getireceği anlamına gelmez.

Sistemlerin yalnızca kurulması değil, düzenli olarak test edilmesi ve farklı yangın senaryoları altında birlikte çalıştığının doğrulanması gerekir.

Duman, yangından daha hızlı hareket eder

Yangın güvenliğinde alevler kadar, hatta birçok olayda alevlerden daha önce dumanla mücadele etmek gerekir.

Duman görüş mesafesini azaltır, insanların yön bulmasını zorlaştırır, solunumu engeller ve tahliye yollarını kısa süre içinde kullanılamaz hale getirir.

Bu nedenle akıllı bir binanın yangını algılaması kadar, dumanın nereye hareket edeceğini kontrol etmesi de gerekir.

Yangın senaryosuna göre;

• Konfor havalandırma sistemleri durdurulmalı

• Yangın ve duman damperleri doğru pozisyona geçmeli

• Duman tahliye fanları çalışmalı

• Merdiven ve asansör holleri basınçlandırılmalı

• Yangın bölgesindeki hava hareketleri kontrol altına alınmalı

• Kaçış yolları mümkün olduğunca dumandan korunmalıdır

Grenfell Tower yangınıyla ilgili Londra İtfaiyesi tarafından hazırlanan ön raporda, binadaki mekanik duman kontrol sisteminin yalnızca tek katta çalışacak şekilde tasarlandığı ve yangın sırasında beklendiği gibi işlev göstermediğine ilişkin bulgulara yer verildi.

Bu olay, duman kontrol sistemlerinin sadece teknik şartnamede bulunan cihazlardan oluşmadığını gösteriyor.

Duman kontrolü, binanın mimarisi, kapıların durumu, havalandırma kanalları, basınç farkları, fan kapasitesi, otomasyon senaryosu ve bakım şartlarıyla birlikte ele alınmalıdır.

Açılmayan turnike de kapanmayan yangın kapısı da risktir

Akıllı binalarda güvenlik amacıyla çok sayıda geçiş kontrol sistemi kullanılıyor.

Kartlı geçiş kapıları, elektronik kilitler, turnikeler, otomatik kapılar ve otopark bariyerleri bina güvenliğini artırabilir. Fakat yangın anında bu sistemlerin tahliyeyi engellememesi gerekir.

Normal zamanda yetkisiz geçişi önleyen bir elektronik kilit, yangın sırasında insanların çıkışını durduruyorsa güvenlik sistemi olmaktan çıkar, yeni bir risk kaynağına dönüşür.

Bunun tersine, yangın kapılarının normal kullanım kolaylığı için sürekli açık tutulması da büyük bir hatadır.

Elektromanyetik tutucularla açık tutulan yangın kapıları, alarm geldiğinde otomatik olarak kapanmalıdır. Bu kapılar dumanın ve alevlerin farklı bölümlere yayılmasını geciktirir.

Ancak kapının kapanması tek başına yeterli değildir. Kapının önüne eşya konulmuşsa, kapı hidroliği çalışmıyorsa, kanat düzgün oturmuyorsa veya kapı altındaki boşluk uygun değilse sistem görevini yerine getiremez.

İngiltere’de Grenfell sonrasında yapılan düzenlemelerde yüksek binalardaki yangın kapılarının, kapı kapatıcılarının ve acil durum işlevlerinin düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiği özellikle vurgulandı. 

Bu bize şunu hatırlatıyor:

Akıllı güvenlik, elektronik sistemlerden önce fiziksel güvenlik elemanlarının doğru çalışmasına dayanır.

Sistemlerin tek tek çalışması yeterli değildir

Birçok binada yangın alarmı, sprinkler sistemi, havalandırma otomasyonu, güvenlik sistemi ve asansör kontrolü farklı firmalar tarafından kuruluyor.

Her firma kendi sisteminin çalıştığını gösterebilir.

Alarm firması dedektörün alarm verdiğini test eder. Mekanik firma fanın çalıştığını gösterir. Asansör firması asansörün kata döndüğünü söyler. Güvenlik firması turnikenin açıldığını belirtir.

Fakat yangın sırasında önemli olan, bu sistemlerin tek tek çalışması değil, aynı olay karşısında doğru sırayla ve birlikte çalışmasıdır.

Amerikan Ulusal Yangından Korunma Birliğinin araştırma kuruluşu olan Fire Protection Research Foundation, akıllı binaların yangın ve yaşam güvenliği üzerindeki etkisini inceleyen çalışmasında sistemler arası uyum, entegrasyon, bakım ve bütünleşik test konularını temel sorun alanları arasında gösteriyor. Çalışmada, entegre yangın ve yaşam güvenliği sistemlerinin birlikte test edilmesine ilişkin NFPA 4 standardına da dikkat çekiliyor.

Bu yaklaşım son derece önemlidir.

Çünkü yangın anında bir sistemin diğerinden geç bilgi alması, yanlış komut göndermesi veya iletişimi tamamen kaybetmesi ciddi sonuçlar doğurabilir.

Yangın algılama paneli doğru alarm üretse bile bina otomasyonu bu bilgiyi alamıyorsa fanlar çalışmayabilir.

Otomasyon sistemi asansörlere komut gönderse bile haberleşme hattında sorun varsa asansörler normal çalışmaya devam edebilir.

Geçiş kontrol sistemi yangın sinyalini alamıyorsa turnikeler kilitli kalabilir.

Bu nedenle kabul testleri sadece cihaz bazında değil, bütün yangın senaryosunu kapsayacak şekilde yapılmalıdır.

Bağlantı arttıkça siber risk de artıyor

Akıllı binalar daha fazla veri üretiyor ve daha fazla sistem birbirine bağlanıyor.

Bu bağlantı, bina yönetimi açısından büyük imkanlar sağlıyor. Sistemler uzaktan izlenebiliyor, arızalar anlık olarak görülebiliyor ve bakım süreçleri daha planlı yürütülebiliyor.

Ancak yangın sistemlerinin bina otomasyonuna, şirket ağına, bulut sistemlerine veya internete bağlanması yeni bir risk alanı oluşturuyor: siber güvenlik.

Fire Protection Research Foundation tarafından hazırlanan siber güvenlik çalışmasında, bina kontrol sistemlerine, nesnelerin interneti altyapısına ve diğer ağlara bağlı yangın koruma sistemlerinin yeni güvenlik açıkları taşıyabileceği belirtiliyor. 

Akıllı bina sistemleri üzerine yapılan akademik incelemeler de bina otomasyon sistemlerinin geçmişte daha kapalı ağlar olarak tasarlandığını, artan uzaktan erişim ve bağlantı imkanlarının ise saldırı yüzeyini genişlettiğini ortaya koyuyor. 

Burada üzerinde durmamız gereken soru şudur:

Bir saldırgan binanın aydınlatma sistemini bozduğunda maddi bir sorun ortaya çıkar. Peki yangın alarmını susturabilir, duman fanlarını devre dışı bırakabilir veya erişim kapılarının açılmasını engelleyebilirse ne olur?

Bu nedenle yangın güvenliği sistemleri, sıradan bilgi teknolojisi ekipmanları gibi değerlendirilmemelidir.

Ağlar mümkün olduğunca ayrıştırılmalı, erişim yetkileri sınırlandırılmalı, yazılımlar güncel tutulmalı, varsayılan şifreler değiştirilmelidir. Uzaktan erişimler kayıt altına alınmalı ve kritik sistemler iletişim kesildiğinde güvenli durumda çalışmaya devam edebilmelidir.

Akıllı bir bina, internete bağlı olduğu için değil, bağlantı kesildiğinde bile güvenli davranabildiği için akıllıdır.

Bina otomasyonu yangın sisteminin yerine geçmez

Burada sık karşılaştığımız önemli bir yanlış anlaşılmaya da değinmek gerekir.

Bina otomasyon sistemi, yangın algılama sisteminin yerine geçmez.

Yangın algılama ve alarm sistemi, kendine ait enerji kaynakları, kontrol mekanizmaları ve güvenlik şartları bulunan bağımsız bir yaşam güvenliği sistemidir.

Bina otomasyonu yangın sisteminden bilgi alabilir, yangın senaryosuna uygun olarak mekanik ve elektrik sistemlerini yönetebilir. Ancak yangın güvenliği kararlarının tamamını sıradan bir otomasyon yazılımına bırakmak doğru değildir.

Yangın sisteminin temel işlevleri, diğer bina sistemlerinde ortaya çıkabilecek arızalardan mümkün olduğunca etkilenmemelidir.

Yani entegrasyon gereklidir, fakat bağımlılık dikkatli biçimde tasarlanmalıdır.

Bir sistemin akıllı olması, bütün kararları tek merkezde toplamak anlamına gelmez. Kritik sistemlerin birbirini desteklemesi, fakat tek bir arıza noktasına bağlı kalmaması gerekir.

Yapay zeka bize ne sağlayabilir?

Yapay zeka ve ileri veri analizi, yangın güvenliği alanında önemli imkanlar sunuyor.

Farklı sensörlerden gelen sıcaklık, duman, gaz, hava akışı ve görüntü verileri birlikte değerlendirilebilir. Sistemler normal dışı durumları daha erken fark edebilir. Yanlış alarm ihtimali azaltılabilir. Bakım ihtiyacı arıza oluşmadan tahmin edilebilir. Yangının gelişimi ve dumanın hareketi hakkında müdahale ekiplerine daha anlamlı bilgi sunulabilir.

ABD Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü NIST, yapay zeka ve makine öğrenmesini kullanarak yangının gelişimini gerçek zamanlı tahmin etmeyi ve müdahale ekiplerinin durumsal farkındalığını artırmayı amaçlayan çalışmalar yürütüyor. 

NIST’in akıllı yangınla mücadele yaklaşımı, bina sensörlerinden ve farklı veri kaynaklarından gelen bilgilerin yalnızca toplanmasını değil, doğru kişiye doğru zamanda kullanılabilir biçimde aktarılmasını hedefliyor.

Bu gelişmeler değerlidir.

Fakat yapay zekaya gereğinden fazla anlam yüklememek gerekir.

Yapay zeka, yanlış projelendirilmiş bir duman tahliye sistemini düzeltemez. Kapalı bırakılmış bir vanayı fiziksel olarak açamaz. Önüne malzeme yığılmış bir yangın kapısını çalışır hale getiremez. Yetersiz kapasitedeki bir yangın pompasını güçlendiremez.

Teknoloji, doğru mühendisliğin yerini almaz.

Doğru projeyi, düzenli bakımı ve eğitimli insan kaynağını güçlendirir.

Türkiye’de asıl ihtiyaç yeni cihazdan önce sistem kültürüdür

Türkiye’de özellikle yeni yapılan yüksek yapılarda, hastanelerde, alışveriş merkezlerinde, otellerde, endüstriyel tesislerde ve büyük iş merkezlerinde ileri seviye otomasyon sistemleri kullanılıyor.

Yangın algılama sistemleri, duman kontrolü, asansörler, acil anons ve geçiş kontrol sistemleri teknik olarak birbirine bağlanabiliyor.

Ancak asıl mesele sistemlerin bağlanması değil, doğru yangın senaryosuna göre bağlanmasıdır.

Her bina için kopyalanmış standart bir senaryo yeterli değildir.

Bir hastanenin yangın senaryosu ile bir alışveriş merkezinin senaryosu aynı olamaz.

Bir otelde uyuyan insanların tahliyesiyle, bir fabrikadaki çalışanların tahliyesi aynı şekilde planlanamaz.

Yüksek bir iş merkezinde asansörlerin, duman kontrolünün ve bölgesel tahliyenin davranışı farklıdır. Kimyasal madde bulunan bir tesiste ise üretim proseslerinin güvenli şekilde durdurulması, gaz vanalarının kapatılması ve özel söndürme sistemlerinin devreye girmesi gerekebilir.

Bu nedenle yangın senaryosu, bina otomasyon firmasının hazır yazılım şablonuna bırakılamaz.

Mimar, makine mühendisi, elektrik mühendisi, yangın danışmanı, otomasyon firması, asansör firması, işletme yönetimi ve gerektiğinde itfaiye temsilcileri aynı masa etrafında buluşmalıdır.

Akıllı bina, çok sayıda cihaz bulunan bina değildir.

Doğru uzmanların birlikte çalıştığı binadır.

Akıllı bina her gün kendini sorgulamalıdır

Yangın sistemlerinin kabul aşamasında bir defa test edilmesi yeterli değildir.

Binalar zaman içinde değişir.

Yeni bölmeler yapılır. Kullanım amacı değişir. Depolama alanları büyür. Kapılar kilitlenir. Turnikeler eklenir. Havalandırma sistemleri değiştirilir. Yazılımlar güncellenir. Yeni kiracılar gelir. Yeni makineler kurulur.

Fakat yangın senaryosu çoğu zaman ilk yapıldığı haliyle kalır.

Bu nedenle akıllı bir binanın şu sorulara sürekli cevap verebilmesi gerekir:

Yangın pompaları çalışıyor mu?

Vanalar doğru konumda mı?

Duman fanları otomatik komut alabiliyor mu?

Yangın kapıları kapanıyor mu?

Asansörler güvenli kata dönüyor mu?

Acil anons sistemi bütün bölgelerde duyuluyor mu?

Turnikeler alarm sırasında açılıyor mu?

Yedek enerji kaynakları yeterli mi?

Sistemler arasındaki haberleşme devam ediyor mu?

Bir binanın bu sorulara güncel ve doğrulanmış cevapları yoksa otomasyon ekranında ne kadar çok veri görünürse görünsün, güvenli olduğundan emin olamayız.

Gerçek akıllılık, doğru anda doğru tepkiyi vermektir

31 yıllık itfaiyecilik ve yangın güvenliği tecrübem boyunca çok farklı yapılarda, çok farklı yangınlarla karşılaştım.

Bu tecrübenin bana öğrettiği en önemli gerçeklerden biri şudur:

Yangın sırasında başarısız olan sistemler, çoğu zaman o gün bozulmuş sistemler değildir. Uzun süredir kontrol edilmeyen, yanlış tasarlanan, değişen bina şartlarına göre güncellenmeyen veya birbirleriyle uyumlu çalışıp çalışmadığı hiç test edilmeyen sistemlerdir.

Bu nedenle geleceğin akıllı binalarını yalnızca daha fazla sensörle, daha büyük ekranlarla veya daha gelişmiş yazılımlarla kuramayız.

Önce doğru risk analizi gerekir.

Ardından binaya özel yangın senaryosu hazırlanmalıdır.

Algılama, söndürme, duman kontrolü, asansör, acil anons ve geçiş sistemleri bu senaryoya göre projelendirilmelidir.

Sistemler birlikte test edilmeli, kayıt altına alınmalı ve düzenli bakım süreçleriyle sürekli çalışır durumda tutulmalıdır.

Siber güvenlik de artık bu bütünün ayrılmaz bir parçası olarak görülmelidir.

Bir binanın ışıkları insan yaklaşınca yanabilir.

Kliması hava durumuna göre kendini ayarlayabilir.

Asansörü yoğunluğu analiz ederek en uygun kata yönlenebilir.

Ancak gerçek bir yangında insanların önündeki kapıları açmıyor, dumanı kaçış yollarından uzaklaştırmıyor, asansörleri güvenli biçimde yönetmiyor ve müdahale ekiplerine doğru bilgiyi aktarmıyorsa o binaya akıllı demek için henüz erkendir.

Gerçek akıllı bina, yangın çıkmayacağını varsayan bina değildir. Yangın çıktığında ne yapacağını bilen binadır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu